eğer gittiğin yerlerin karanlığına aldanıp da benden başkasına

Ne denir ki bu saatten sonra? Beni bir gün bile anlamadın, dinlemedin, söylediklerime aldırış etmedin. Kızgınım sana inkâr etmiyorum. Evet, kırgınlıklarım da var; hayat boyu geçmesi mümkün olmayan ve yaralarım var senden yana, hiç kabuk bağlamayacak olan. Benimkisi zaten en başından beri imkânsızdı, bile bile “lades” demek, anlamsız bir ümidin peşinde sürüklenmekti ve de sürüklendim. Ne kadar gelsen de, bir gün gideceğini biliyordum. Anlıyorum şimdi; bütün o aşk, sevgi, güzel günlerin yaşanacağı ümidi. Hepsi ama hepsi sadece boş bir hayalden ibaretti. Ben seni hayallerimde yaşattım. Oysa ben büyüdüm artık, boş hayallere, hiçbir zaman gerçek olmayacak masallara inanacak yaşı çoktan geçtim. Ama yine de bu sevda benim çocukluğuma dair tek gerçeğimdi, hayatın kirlenmişliğine inat masum ve temiz kalan tek yanımdı. Bütün yalanlara ve oyunlara inat, bu sevdanın saflığı yıllarca tutunduğum tek dalımdı. İsterdim ki sen de sevebilseydin beni. Benim seni sevdiğim kadar olmasa da, hiç değilse içimi ısıtacak, yaralarımı saracak, özlemimi bastıracak kadar sevseydin; inan yeterdi. Ama dedim ya; geri dönüşü olmayan şeylere hayıflanmak için artık çok geç. İkimizin de bambaşka hayatları var artık, ya da en azından olmalı. Yüreğimin bir yarısını ölünceye dek sende bırakmış olsam da, bana kalan yarısıyla yaşayabilmeyi ve zor da olsa tek kanatla da uçabilmeyi öğrenmeliyim artık. Yaşadıklarımdan sonra bu sevdadan başka hiçbir şeyin artık beni yıkıp yaralayamayacağını biliyorum ve en azından bundan güç alıyorum. Bundan sonraki hayatımsa var olan yaralarımı sarmaya ve geçmişi tamamen unutmaya çalışmakla geçecek. Mümkün olduğunca sormamaya çalışacağım seni ortak çevremize. Duymamaya, görmemeye, bilmemeye çalışacağım sana dair hiçbir şeyi. Aldırmayacağım dersem yalan olur, işte bu yüzden elimden geldiğince kapatacağım gözlerimi ve kulaklarımı sana dair her şeye. Belki de bir gün birisini çok sevdiğini ve evleneceğini duyacağım işte o an Rabbimden güç isteyeceğim. Yumruğumu masaya vurup isyan etmeyeceğim.Zaten sensizlikle üstü açık olan yaram her gün acıyor. Hayat bu, gün gelip alışıyor ya insan en zor şeylere bile; buna da alışacağım elbet. Kim bilir, belki alışmayı öğreten zaman gün gelir unutmayı da öğretir bana. Ben o günü sabırla bekleyeceğim. Sana gelince, masal bitti, ben gerçek dünyaya geri döndüm ve vazgeçtim çocukluk masallarına inanmaktan. Ama sen bana inat hep masallarda kal olur mu? Sen hep en güzel masalların en güzel kahramanı olarak kal. Yıllar yılı hiç bitme, dolaş dillerden dillere. Kim bilir belki bir gün gelir bir yerde, bir kalemden kendi masalını okur, ya da bir dilden senin masalının anlatıldığını duyar, gülümsersin sessizce. Ağacın haberi olur mu sonbaharda, dökülen yapraklardan. İşte öyle, bir sonbahar son kez, bırakacağım tutunduğum dalımı.
 
Ve son bir söz; eğer gittiğin yerlerin karanlığına aldanıp da benden başkasına sarılırsan `aydınlığım` diye; hiç ama hiç mutlu olma…
 

Seninle harcanan her an, gerçek güzel bir rüya gibi… Benim en sevdiğim yer sıcak ve sevgi dolu sarılacağım sen olacaksın. Ben, seni seviyorum. Öp beni ve yıldızları göreceğiz, ben bunları sana vereceğim. Ben neysem, her şeyimle seni seviyorum ve herkes için mümkün olmayan bir düşünce daha… Benimle burada olmayabilirsin… Ama kalbimde her zaman olduğunu düşün… Seni özlüyorum